Genel

Müçteba ERKMAN – Kozmostaki Varlığımız

KOZMOSTAKİ VARLIĞIMIZ

Kuantumdaki varlığımızın anlaşılmasını engelleyen unsurlar:
Birincisi; “ego”dur, o şahsın bedensel kimliğinin gerçek olmayan ifadesidir.
İkincisi; Ego şahsın düşüncesinde oluştuğundan gerçeği görmesini sınırlar.
Üçüncüsü; Ego’nun sadece maddesel olmayan bir kabul sayılması. Şahıs bir beden ve zihinden ibaret olmayan bütündeki ‘MUTLAK’ varlıktır.

Dördüncüsü; Şahıs şuuruyla sadece gerçeğin karşıtı olan madde tarafını görür. Madde olmayan ruhunun ayrı olduğuna inanır ki aslında ruhu onu evrene bağlayanıdır. Şahıs ne evrenin bir parçası nede tamıdır. Şahsın fiziki varlığı bütün evrenin içindedir. Fiziki olmayan ruh varlığı ise kozmostaki bütündür. Kozmos evreni vareden zekadır. Ruh bir bütün ise fiziki tarafı olamaz çünkü fiziki beden de bütünün içinde yer alır.
Beşincisi; Şahıs görülen ve görülmeyen, fiziki ve fiziki olmayan taraflarıyla kendi bütünüdür. Hayal ve hakikat düşleriyle kendi kendinin kaynağını yapar. Fakat insan kendisi kaynak olmadığı gibi kaynaktanda ayrı değildir. Yani insan hiçbirşeyden ayrı olmayan ve her şeyle bir olan bütündür.
Altıncısı: Birleşikliği açan kuvvet, duygular ötesindeki sevgiyi yaşamaktır. Çünkü sevgi fizik içinde fizik olmayandır. Fakat bütüne olan bağı tamamlar. Diğer yandan korku bütünden ayrılığı ifade eder. Bu yüzden insan her şeyin kendi kaynağı olduğunu bilmelidir. Kim kimden korkabilirki.
Yedincisi; Kişi kendi değerini kaybedemez, inanışını devam ettirir gider. Buna rağmen kişiyi bütünden ayrı görmek yanlıştır.

Sekizincisi; Fiziki varlığın doğuştan beri yanlış tanımlanmadan doğuyor. Çünkü korku v.s. gibi duygular hayali olmasına rağmen düşünceyle gerçekleşmesi ve onu kendi yarattığının farkında olmaması. Sadece O düşünce ve inançları yaratanın dış dünyadaki ifadesidir. Halbuki değişme içte olur.
Dokuzuncusu; Şahsın iç dünyası olan düşünce, duygu ve şahsiyet gibi şeylerle dış dünyasındaki olaylara karıştığı işlerden ayrı değildir. Çünkü şahsın dış dünyasındakilerde iç dünyasını yansıtanlardan başka bir şey değildir. Sadece bir şeyin iki yüzüdür. Dıştakilerin değişmesini istemek iç’in değişmesine yol açar. Olaylar kendiliğinden oluşmaz, sadece isteğe uyarlar.
Onuncusu; Şahsın fiziki varlığı, zaman ve mekana uymakla sınırlıdır. Fakat şahsın fiziki olmayan yanı daima vardır. Çünkü zaman ve mekan anlayışı insanın içindedir. Geçmiş ve hal de olduğu gibi geleceği de kapsar.
Onbirincisi; Zihinler arasında uyum olabilmesi için her seviyedekilerin birbirine zıt düşmemesi gereklidir.
Onikincisi; Herkesin şahsi düşünceleride zaman ve mekanla sınırlıdır. Çünkü fiziki beden içinde yer alır. Fakat yüksek şuurdaki zihin beden içinde olmadığından zaman ve mekan ötesinde çalışır. İşte şahsın gerçek zihni ve zekası budur.
Onüçüncüsü; Yüksek şuur daima vardır, iç güdüsü olarak zihin sakin iken işitilir. Sükunet bozulduğunda şuur onun yerini doldurur. Çünkü fiziksel bağıyla şuur hayal ve egosuyla yüksek şuurla bir ahenk içine giremez. Bu yüzden yüksek şuur şuurun aktivitesine karışamaz. Fakat uyum içinde olmaya her zaman hazırdır. Maalesef şahıs farkında olmadan yüksek şuur tarafından zihne yaptığı ikazlara aldırmaz ve ona karşı gelerek ayırımcılık yapar. Yaşadığı hayal aleminden gerçeği görememektedir.
Ondördüncüsü; Fiziksel şuur yüksek şuurla uyumlandığında yüksek şuur kontrole sahip olur. Ancak çakraların açılmasıda o zaman mümkündür. Bu zaman şahıs illüzyon çemberinden çıkar, egosundan kurtulup özgür olur.
Bunun gerçekleşmesi için şahsın tabiat kanunlarını olduğu gibi kabullenmesi gerekir. Ancak böylelikle evrensel enerjiyi kullanabilir.

Onbeşincisi; Evrensel enerji evrenin sonsuzluğu içindedir. Fiziki olmadığı halde fiziki değişikliklere sebep olur. Doğru tatbikle “hastaları iyileştirir.” Zihinlerdeki düşünceleri etkileme yeteneğindedir.
Onaltıncısı; Çakralar fiziki bedendeki enerji merkezleridir ve evrensel enerji bu merkezler aracılığıyla bedene transfer olur. Böylelikle değişimler meydana gelir. Bu enerji akışı ancak yüksek şuurun müsadesiyle mümkündür. Çakraların evrensel enerjiyle tembihlenmesi üniversal kanunları kabullenmek demektir.
Ancak böylece yüksek şuurla ilk anlaşma meydana gelir.
Onyedincisi; Çakraların kapalı olması şahsın illüzyon seviyesinde olduğunu gösterir. Bu onun egosuyla yüksek şuurunun ayrı olduğuna işaret eder. Aynı zamanda evrensel enerjinin içinde olmasına rağmen o enerjiden ayrıdır. Fakat bu gerçek değildir sadece farkındalığın eksikliğidir. Ancak açık fikirli olunduğunda çakralar açılabilir. Böylece şahıs gerçek tabiatıyla birleşerek ahenk kurabilir ve yüksek şuuru ona evrensel enerjiyi kullanma imkanını sağlar.

Onsekizincisi; Bundan sonra zaman ve mekan kavramı kendiliğinden açılır. Yüksek şuur kontrolünü devam ettirir. Evrendeki sonsuz bilgiler ihtiyaca göre alınmaya başlar. Yüksek şuur zihnin aktiv halidir ve bilgiyi işleme koyarak evrensel enerjiyi kullanarak fiziki değişiklikler yapar. Şuur ise fiziki bedenle sınırlı olduğundan evrensel enerjiyi etkileyemez.
Ondokuzuncusu; Yüksek şuurla uyumlanıldıktan ve çakralar açıldıktan sonra şahıs asıl varlığını kavrayarak ışık yoluna girer. Böylece aktiv hale gelen yüksek şuur ikinci anlaşmayla asıl gerçek görünüm açığa çıkar. Üniversal anlayışa açılan şahıs bilgisinin bir parçası olduğunu bilmesine rağmen kendini anlamaya karşı çıkan istekleride olabilir. Fakat ego’sundan doğan endişeleri asıl gayeye ulaşmasını engeller.
Yirmincisi; Şahsın yüksek şuuru etki müsadesi verildiğinde bağlandığı her şey en iyi ve ahenkli bir şekilde sonuçlanır. Çünkü işi meydana getiren lokal değil evrensel enerjidir. O da neyin en doğru şekilde sonuçlanacağını bilir. Halbuki şuur bildiğini zannetsede o bedenle sınırlıdır.
Yirmibirincisi; Düşünceler çok kuvvetli ve yaratıcıdır. Bedenli şuurun yarattığı sadece hayal ve illüzyondur. Yüksek şuurla anlaşma yaptığı takdirde kurduğu ahenkle doğruyu görebilir. Yüksek şuurun içten ve dıştan verdiği hiçbirşeyle çekişmesi olmaz. Çünkü sonuç evrende ahenkle planlanmıştır. Onun için şahıs kendi mantığındaki tahmin ve kararından kaçınmalıdır.
Yirmiikincisi; Bütün hastalıklar ego’nun yarattığı gerçek dışı düşüncelerin yalnış algılanan illüzyonlarıdır. (birinci sebep)

Yirmiüçüncüsü; Çakraların açılması evrensel anlayışı kabullenince birinci sebep engelini siler. İleriye doğru atılan adımda yalnışlar görülerek red edilir. Çünkü yüksek şuur evrensel enerjiyi kullanmaya müsaade vermiştir. Artık bu enerji evrensel boyutundan fiziki boyutuna geçmektedir. Böylece hastalıkların sebebi geriye döndürülmüş olur.
Yirmidördüncüsü; Uyumlanmayla şuur, yüksek şuura itaat etmeye yönelir. Bilinçsiz muhakeme açık görüşüyle zihin evrensel varlığı idrak eder. Artık şuurun görüş ortamı yüksek şuurun ortamında birleşmiştir.
Bu IŞIK ortamında tam bir bütünleşmedir.
Yirmibeşincisi; Şahıs ışık olduğunun idrakine varmıştır. Bu onun asıl sonsuz varlığıdır. O ışınlandığında ego’nun karanlığı yok olur. Artık kainatın bir parçası olduğu ve kainatında onun bir parçası olduğu gerçeğini kavramıştır. O zaman diğer parçalarlada temas halinde bir bütün olduğunu bilir. Bu bütünlük ortamında ışınlanan daimi ve sonsuzdur.

Yirmialtıncısı; Işınlanma idraki şahsın yüksek şuurunun asıl gerçeği yansıtmasıdır. Sonsuz olan varlığın o gizli zihin içindeki bilgileri içerir. Bu Ben O’ yum farkındalığıdır.
Yirmiyedincisi; Bütün yukarki açıklamalar doğru gerçeği işaretler. Onları kullanın fakat takılıp kalmayın. Siz gerçeksiniz, fakat gerçeğin fazlası olamazsınız. Anlatılanlar size yolunuzu göstermek içindir. Bütün bağımlıklardan ve yalnış anlayışlardan serbest kalmalısınız.
Yirmisekizincisi; Ayırım diye bir şey yoktur. Bütün evrendeki gelişimler tek bir oluşumun ifadesidir. Mutlak irade bir kişiye ait değildir. Çünkü kişi bütün-den ayrı değildir ve sonsuzdur. Kişi bu sonsuzluğun içinde hürdür.
Yirmidokuzuncusu; Ego kuvvet kullanılarak yok edilemez. Mücadele ona sahip olmadığı gücü verir. Diğer yönden evrenselliğin kabulüyle kaybolmayan anahtara sahip olabilirsiniz. Bu anahtarla yüksek şuurunuz iç güdünüzle size rehberlik eder. Rehberi takip ederek O’na ulaşabilirsiniz. Bazen kendi yüksek şuurunuz bedensiz rehberlere aracı olarakta bilgi aktarırlar. Onlarda evrendeki aynı bütünü tamamlayanlardır.
Otuzuncusu; Gittiğin yol BEN farkındalığının idrak yoludur. Değişen sen değil sadece vizyonundur. Yaratılalıberi devam edegelen kendi yalnış görüntü inancından vazgeç. O zaman gerçek varlığını keşfedebilirsin.

“Sen evrenin kaynağındaki EVRENSEL ENERJİ-IŞIK-YÜKSEK ŞUUR-RUH’sun”

Müçteba Erkman

 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Popüler

Quis autem vel eum iure reprehenderit qui in ea voluptate velit esse quam nihil molestiae consequatur, vel illum qui dolorem?

Temporibus autem quibusdam et aut officiis debitis aut rerum necessitatibus saepe eveniet.

SiriusUFO | © 2017

To Top