Tarih'te UFO

DOĞU HEYKELLERİ


Doğu Heykelleri – UFO Müzesi, İstanbul

Dünyanın pek çok yerinde yapılan kazılarda, binlerce yıl öncesine ait, günümüz astronot görünümüne uygun ve benzer özellikler taşıyan heykeller, steller, röliefler ve yontular meydana çıkarılmıştır.

İnsanları çok karmaşık yorumlara sevkeden bu eserler, daha ziyade Meksika, Orta ve Güney Amerika’da bulunmuştur. Halen müzelerde sergilenen bu düşündürücü ve gizem dolu örnekler, uzay araç ve gereçlerinin gelişmesi sonucu gittikçe anlam kazanarak ayrı bir önem ifade etmektedirler.

Aynı konuyla ilgili olarak, Vaughn M. Greene, Japonya’da ele geçirilen ve diğerlerinden detaylı ayrıcalık gösteren “DOĞU HEYKELLERİ” üzerinde uzun süreden beri incelemelerde bulunmaktadır. Amerikan Savunma Bakanlığı’nda çalışmış, Japonya’da uzun müddet görev yapmış ünlü bir araştırmacı olan Greene, “6000 Yıllık Uzay Giysisi” adlı kitabında, 6000 yıl önce başka bir gezegenden gelen astronotların Japonya’ya inmiş olduklarını vurgulamaktadır. Greene’e göre, “uzaylılarla buluşma” olayı mevcut verilere göre ispatlanmış bulunmaktadır.

DOĞU heykelleri, perçinlerinden, göz merceklerine, kolluklarından, çıkarılabilir miğferlerine, vidalarından, karın boşluğundaki sisteme kadar modeline tıpatıp uygun yapılmış uzay giysilerinin heykelleridir. Bu heykeller üzerindeki tuhaf görünüşlü 30’u aşkın şekil ve motifin, teknik donanım olarak modern NASA astronot giysilerinde müşterek fonksiyonlar için kullanılıyor olması da oldukça ilgi çekicidir.

Bu küçük kilden heykelcikler, tarih öncesi çağlarda Japonya’da yaşamış olan taş devri insanları Jomonlar tarafından yapılmıştır; boyları 7.5-30 cm. arasında değişmektedir. Yapımları 10.000 yıl evveline kadar uzanmaktadır.

Yokohomo’daki “ Kozmik Ağabeylik Kurumu” Jomon heykelleri üzerinde derin bir araştırma yapmıştır. Kuzey Japonya’daki Tohuku yöresinde bir mezarda yapılan kazıda bulunan heykellerin başlarında güneş gözlükleri , duvara çizilmiş olanların üzerinde dalgıç elbiseleri, başlarında da miğfer bulunuyordu. Ağızlarının üzerinde , filtreyi andırır bir cihaz görünüyordu. Boyunlarındaki beyaz yakalarla , üzerlerindeki ( pilotların giydikleri “g-forması” belli oluyordu. Pilotların bu “ g- forması” denilen giysilerinin yüksek basınca dayanıklı özel elbiseler olduğunu bu gün havacılıktan biliyoruz. Bu giysi aynı zamanda Tayland’ın geleneksel kıyafetine de benzemektedir. Bu heykelleri inceleyen araştırmacılar bunların: “ Üzerlerindekiler NASA’nın uzay pilotu elbiselerinin aynısı…” yorumunu yapmışlardır..

Jomon Dogu heykelleri üzerinde çalışan Yusuke J. Matsumura , söz konusu heykellerin M.Ö. 3000 ‘lerde Kamagaoka’da yontulduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu konudaki düşüncelerini şöyle özetlemiştir: “ Çuval gibi görünüşleri var. Miğfere benzer bir şey boyun hizasında elbiseye bağlanıyor. Bu miğferin arkasında küçük bir pencereyi andıran açıklık da var. Filtreye benzer bir parça tam ağız hizasında değil , daha ziyade çeneye doğru alçak durumda görülüyor.” Tanrı Hitokotonuşti’nin temsili heykelinde de Jomon elbisesi içinde bulutların üzerinde görülmektedir. Onun adı “uzay elbisesi “ anlamına gelen bir kelimedir.

Japonya’da “CBA international” isimli bilimsel bir kuruluşun çalışmalarıyla Kamagaoka isimli bu bölgede kozmik bir kültür ortaya çıkarılmıştır: Kyushu’nun güneş ırkı soyundan gelen kral İWAİ göksel bir neslin üyesiydi. O, halkını ehlileştirdi ve onların “Güneş Diski “nde oturmalarını istedi. Onlara Akheneton’un güneş diniyle muamele etti. Toprağa kazınmış olan büyük “ Güneş İşareti”nin eski güneş krallığını işaret ettiği söylenir. Kamagaoka ırkı bütün toprak heykellerini adeta bizim Uzay Çağına miras bırakırcasına ortadan kaybolup gitmiş görünmektedir. Yine “CBA international “ın araştırmaları sonunda 30 cm kalınlığında volkanik küllerle kaplı eski bir kozmik üs ortaya çıkarılmıştır. Yusuke J. Matsumura’nın tahminine göre , Mars ve Jüpiter arasında bulunan ( beşinci gezegen ) Maldek’in patlaması sadece dünya üzerinde büyük felaketlere yol açıcı etkilere neden olmakla kalmamış , aynı zamanda dünyanın yakın çevresindeki uzayın da manyetik alan dengesi bakımından olumsuz yönde etkilenmesine neden olmuştur. Bu nedenle uzay yolcuları öldürücü radyasyona karşı özel koruyucu elbiseler giymek zorunda kalmışlardı. Yada uzay elbiselerini geliştirmek zorunluluğunu hissetmişlerdi. Bu nedenle Jomon Dogu heykellerinin giysilerinin bir kısmı arklı görünüştedir. Yoksa , bu manyetik ve büyük felaketlere yol açan değişikliklerden çok korkan Kamagaoka ırkı kendilerine ( heykellerde görüldüğü gibi ) özel elbiseler yaparak başka bir gezegene mi gittiler , yoksa nesilleri , olduğu gibi, büyük bir felaketle ortadan mı kaldırıldı ? “DOGU” Uzay Giysisi

 

Amerikan ve Rus bilim adamlarının astronot giysileri yapımında DOGU heykellerinden esinlendikleri ve faydalandıkları öne sürülmektedir. “DOGU”lar, NASA uzay giysileri ve ekstra gezici ünite (EMU) ile karşılaştırıldıklarında, iki giysi arasında hiçbir tesadüfe bağlı olmayan pek çok ortak nokta bulunduğu ortaya çıkmıştır. “DOGU” giysisi modern NASA ve EMU giysileri gibi 3 ana bölümden oluşmaktadır:

• I. Çıkarılabilir miğfer

• II. Karın boşluğunda çeşitli donanım sistemleri bulunan beden giysisi

• III. Eldivenler ve botlar

MİĞFER

“DOĞU” miğferi modern uzay ve dalgıç miğferlerine oldukça benzemektedir. Yuvarlak formda olup, üzerinde kulaklıklar, göğüs plakası, çarpma yastığı, hava hartuçları ve gözler için mercekler bulunmaktadır. Bazı “DOGU”larda NASA veya dalgıç kasklarında olduğu gibi tek pencere vardır. Miğfer, giysinin üst boyun kısmına hava geçirmez bir biçimde oturur ve kenetlenir. Göğüs çevresinde ise, miğferin yükünü hafifleterek omuz kısımlarına aksettiren emniyet kemeri sistemiyle bağlanarak yerinde tutulur. “DOGU”larda her göz için ayrı mercek mevcuttur. Mercekler üzerindeki tuhaf yarıklar, göz kamaşmasını önleyen koruyucu siperliklerdir. NASA giysilerinde de dışta bulunan altın plakalı bir kalkan aynı amaçla kullanılmaktadır. Kaldırma Halkaları : Miğferin her iki yanında, kulak biçiminde döner halkalar bulunmaktadır. Bunlar, ağır ve pahalı miğferin iki taraftan tutularak çıkarılmasına yardımcı olur ve yüksek ivme hızını zaptetme işlevi görür.

 

Miğfer, normal olarak hava geçirmeyen giysiye emniyet kemerleriyle bağlanmıştır. Ancak bazı manevralarda veya aracın kalkış ve inişlerinde pilotu sıkıca tutabilmek için, pilotun oturduğu yer veya kabin kablolarla kaldırma halkalarına sabitlenmektedir. Aynı sistem, Ay’a inen Apollo astronotlarında da uygulanmıştır. Konuşma Delikleri :

Birçok “DOĞU”da miğferin ön kısmında yuvarlak yapay çıkıntılar mevcuttur. Bu delikli hartuçlar, miğfere hava girip çıkmasını sağlamaktadırlar. Aynı zamanda astronotlar bu açıklıktan miğferlerini çıkarmadan konuşabilmektedirler.

Oksijen Sistemi :

DOGU giysilerinde Apollo ve EMU giysilerinde olduğu gibi sırtta taşınan ve oksijen sağlayan bir sistem bulunmaktadır. Bu sistem, uzayda ve başka gezegen yüzeylerinde ve su altında kullanılmaktadır. Çarpma Yastığı:

Miğferin üst kısmındaki taç şeklindeki kısım, dar kapsülde oluşan yüksek G kuvvetlerine karşı astronotun kafasını korumaktadır. Çarpma yastığına aynı zamanda Apollo giysisinde olduğu gibi, radyo anteni, radar tarayıcı ve haberleşme ışıkları da monte edilmiştir.

Başlık ve Kulaklıklar :

DOGU’ lar nadiren pilotu miğfersiz olarak gösterirler. Bu heykellerde kafayı örten başlık sistemi ve kulaklıklar belirgin olarak görülmektedir.

II. GÖVDE ÜNİTESİ :

Modern NASA ve EMU giysilerinde de olduğu gibi, “DOGU”ların gövde ünitesi; karın boşluğu sistemi, göğüs kontrol düğmeleri ve boyun bağlantı kısmından oluşmaktadır.

Emniyet donanımı :

Apollo uzay giysisi tasarımcılarını en çok meşgul eden konulardan birisi ağırlıksız bir ortamda giysinin vücuda sıkıca yapışması olmuştur. “DOGU”larda ise bu sorun, omuz başlarındaki takviye edilmiş bölgeler ve iki kontrol düğmesi arasından geçen ve sırt kısmından dolaşarak öne dönen emniyet kemeri sistemi ile basitçe halledilmiştir. Mekanizma bir pim vasıtası ile istenildiğinde açılabilmektedir. Bu sistem günümüzde aynen kullanılmaktadır. Karın Boşluğu :

“DOĞU”ların karın boşluğunda, radyo, oksijen kompüteri, nem ve ısı regülatörleri, su stoku ve atık sistemi gibi ağır teçhizatlar bulunur. Ağırlıkların bu bölgede taşınması dengeyi sağlamasının yanı sıra cihazlara kolay erişilmesini sağlar.

Kontrol Düğmeleri :

“DOGU” heykellerinin en belirgin özelliği, göğüs üzerinde bulunan iki kontrol düğmesidir. Modern NASA ve EMU giysilerinde de kontrol düğmeleri göğse monte edilmiştir. ,

Anti G Giysisi :

“DOGU” giysilerinin gövde kısımlarında “chokkoman” adı verilen dalgalı motifler bulunmaktadır. Bunlar, EMU giysilerindeki ısınma ve soğutma tüplerini akla getirmektedir. Bu donanım zor manevralar sırasında otomatik basınç sağlamakta ve göz kararması, bayılma gibi olayları engellemektedir.

III. KOL VE BACAK MANŞETLERI :

Gövde giysisinde kol ve bacak kısımları kısadır. Aslında bu kısa kol ve bacak ekleri lastik manşetler olup, fermuarlı yuvarlak çerçevelerle giysiye takılmaktadır. Günümüzde, NASA ve diğer uçuş üniformalarında aynı metot uygulamaktadır. Manşetlerin bu şekli, el ve ayakların basınçtan bağımsız, serbest hareketini sağlamaktadır.

Görüldüğü üzere, DOĞU giysilerini yapabilmek çok karmaşık operasyonlar gerektirmektedir. Detaylı olarak ele aldığımızda, bu giysilerin ileri bir teknoloji ürünü olduğu açıkça fark edilmektedir.

 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Popüler

Quis autem vel eum iure reprehenderit qui in ea voluptate velit esse quam nihil molestiae consequatur, vel illum qui dolorem?

Temporibus autem quibusdam et aut officiis debitis aut rerum necessitatibus saepe eveniet.

SiriusUFO | © 2017

To Top